büyümek

v. grow, grow up, increase, extend, enlarge, greaten, accrue, augment, bulk, expand, flourish, hatch, outgrow, shoot up, swell, wax, vegetate
* * *
grow

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • büyümek — nsz 1) Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri çocuklar uyurken. F. H. Dağlarca 2) Yetişmek İhtiyar Süleyman Çavuşun ellerinde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • çığ gibi büyümek — bir olay birdenbire ve etkileyici bir biçimde büyümek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • baskısız büyümek — serbest bir biçimde yetişmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • karnı büyümek — hamile kalmak Felaket bununla bitmemiş, üç ay sonra karnı büyümeye başlamış. H. E. Adıvar …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • burnu büyümek — kibirlenmek, büyüklenmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • lokma (veya lokması) ağzında büyümek — üzüntü veya iştahsızlık sebebiyle lokmasını yutamamak Ağzımızda lokmalar büyürdü, muşambanın buz gibi teması âdeta ellerimizi yakardı. R. H. Karay …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağzında büyümek — (bir yiyecek) sevmediğinden veya içi almadığından yutamamak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • elinde büyümek — 1) büyütülmek, bakılmak Çocuklar Nimet Hanım adında bir kadının elinde büyüdüler. R. N. Güntekin 2) eğitilmek, bilgi, görgü ve terbiye sahibi olmak, yetiştirilmek Üstadım, ben sizin elinizde büyüdüm, sizden feyzaldım. F. F. Tülbentçi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • gözünde büyümek — bir şey bir kimseye olduğundan güç veya önemli görünmek Güneşin altında bu sıcak kırları geçmenin ağırlığı gözümde büyüyordu. M. Ş. Esendal …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • üsmek — büyümek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • baynımak — büyümek …   Beypazari ağzindan sözcükler

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.